Üyelik Girişi
Anasayfa
Site Haritası
K12NET

Yetenek ve Yaratıcılık

 Ezberciliğe dayanan eğitim sistemi, katı kuralcı disiplin anlayışı ise yaratıcılığı köreltir.

Öğrenmeye hazır çocuk, esnek ve özgür bir ortamda merak eder, hayal gücünü kullanır, denemeler yapar, araştırır, sınama bulma yöntemi ile yeni fikirler üretir, farklı olan yeniliğe karşı istekli olur ve riski göze alır ve yaratıcılığını geliştirir.

Çocuğun oynamasına fırsat veren, onunla oynayan, doğaya çıkaran, sanatsal etkinlikler için ortamlar yaratan, masallar anlatan aile çocukların yeteneklerinin gelişmesini sağlar, yaratıcılığını ortaya çıkarır.

Eğitim programlarında her çocuğun özelliklerine uygun bir eğitim ortamı hazırlayan okullar ise geleceğe yatırım yapar.

Üç gün sürecek "yetenek ve yaratıcılık" başlıklı yazı dizisinde de çocukların yaratıcı yeteneklerinin önce çıkarılması için ailelerin ve okulların yapması gerekenleri uzmanlara sorduk. Önce birçok çocuğun korkulu rüyası matematik ve feni ele aldık. Daha sonra sanat, müzik ve spor ve son olarak da yabancı dil ve dil gelişimi için ailelerin ve okulların yapması gerekenleri sıraladık. 

YAŞAMIN HER ALANINDA MATEMATİK VAR

Matematik aslında yaşamın her alanında bulunur. Evi boyarken, yemek yaparken, alışverişte çocuğa fırsatlar veren aileler aslında yavaş yavaş onun bu bilim dalı ile tanışmasını, yeteneğinin ortaya çıkmasını sağlar.

Matematik öğretmenleri hangi yaş grubunda olursa olsun öğrenmeyi kolaylaştırmada en önemli etkenlerden birinin de uygun oyunların seçimi ve uygulanışı olduğunu belirtiyor. Öğretmenler, ileri yaşlarda öğrenmeyi arttırmak için çocuğa ihtiyaç hissettirilmesi ve çözümüne rehberlik edilmesi gerektiğini düşünüyor.

Matematikçiler, çocuklara “En ucuz hangisi?” ,“En hafif hangisi?”, “ Nasıl Çalışır?”, “Nasıl Kurulur?”, “Nasıl Oynanır?” gibi sorularının ilk matematik eğitiminde yön gösterici olacağını belirtiyor.

Matematikçiler, ailelere çocukta matematik gelişimi için yapması gerekenler yönünde şu önerilerde bulunuyor: 

OKULÖNCESİ (ANAOKULU)

Okul öncesinde çocukların çevrelerindeki cisimlere karşı ilgisi (küçük, büyük, dar, geniş v.b) ve karşılaştırmaları matematiğe ilgisini gösterir. Logo, jenga  gibi çeşitli oyunlarda yapmış oldukları maket ve çalışmalarla ilgi ve yeteneği gözlenebilir.

Çocukların şekillerle ya da cisimlerle problem oluşturmaları, ikişer, üçer 1’den 100’e kadar rahat sayabilmeleri gelişimlerinde büyük rol oynar.

Aile arasında 1’den 100’e kadar birer, ikişer ve üçer ileriye ve geriye doğru saymaları bu alana ilgiyi arttırır.

Kendisine verilen  ilgisiz bir çok farklı malzemelerle “en uzun” yada “”en yüksek” yapının, şeklin oluşturulması(bu etkinliği 1-8'nci sınıf düzeylerinde de uygulanabilir)  Köydeki meyve ağaçlarını, koyunların sayısının hesaplatılması çocuğun ilgisini çeker. 

İLKÖĞRETİM 1.3’NCÜ SINIF

İlköğretim birinci sınıfa başlayacak öğrencilerin en az 1’den 20’ye kadar saymayı bilmeleri beklenir. Yap-boz, puzzle, kızma birader, çeşitli sayı oyunları, internette yaş gruplarına yönelik zeka oyunları v.b. oynanarak bu alandaki gelişim sağlanabilir.

Bu yaş grubunda çocukların sayılar ve çarpım tablosunu (3'ncü sınıf sonunda) iyi bilmeleri beklenir. Birinci sınıf  seviyesinde aileler sayı kavramı üzerinde durmalı. Bunu için şunlar yapılabilir:

* Evde banyolarındaki el sabunlarını saydırın

* Sofradaki tabak, bardak, çatal, bıçakları saydırın

* Kahvaltı tabağındaki zeytin, peynir dilimlerinin sayıları ile kahvaltı sonrasında kalan zeytin ve peynir dilimlerini tekrar saydırın, ‘fark’ı ve çıkarma işlemini kavratın

* İkişer, üçer, dörder ritmik saydırın

* Merdivenleri ikişer ikişer atlayarak saydırın 

 

İLKÖĞRETİM 4-5’NCİ SINIF

Çarpım tablosunu bilmesi beklenir. Bunun için evde çocuk ve anne babalar arasında soru cevap şeklinde yarışmalar yapılabilir. Sofrada otururken, dizi ya da film seyrederken reklam aralarında “sayı çarpmaca”, “sayı toplamaca” gibi zihinsel aktivitelere zaman ayırın. Şu uygulamalar da yapılabilir:

* Bir tepsideki baklava dilimlerinin sayısını kolayca hesaplatın. (satır ve sütün sıralarında yer alan sayının çarpılması)

* Bir pasta ya da bir tepsi böreğin mevcut kişi sayısına göre eşit sayıya böldürün.

* Bir kek tarifinde yer alan ölçüler doğrultusunda malzemeler kullanın. Çocukla keki yapın. Tarifteki kişi sayı 5 ise 12 kişilik bir kek yapımında mevcut malzeme ölçülerini yeniden hesaplatın. 

 

İLKÖĞRETİM 6-8’NCİ SINIF 

Bu yaş grubunda öğrencilerin doğal sayılarda toplama, çıkarma, çarpma ve bölme işlemlerini çok iyi bilmesi beklenir. Öncelikle problem çözme becerileri ve işlem yapma yetenekleri geliştirilmeli. Şu uygulamalar yapılabilir:

* 5 kişilik bir kek tarifinden 12 kişilik bir kek yaptırın

* Alışverişlerde (Pazar ve market) nakit para kullandırın. İhtiyaç listesini çocuğa hazırlatın. Mevcut listeye göre alışveriş yapılırken fiyat karşılaştırmalarını yaptırın. Benzer ürünlerde en ekonomik hesabı yapmasını isteyin, parayı ona verdirip, para üstünü ona hesaplatın.

* Mağaza alış verişlerinde etiket fiyatı ile indirimleri karşılaştırıp-hesaplatın.

* Evin tadilat işlerinde çocuklardan destek alın. Boyanacak odanın duvarlarının kaç metre kare olduğu buna bağlı olarak kaç litre boya gerektiğini çocuğa hesaplatın. Banyo ya da odalara kaplatılacak fayans, parkelerin ölçü ve fiyatlarına göre en uygun maliyet hesabını ona çıkartın. Böylece matematiğin hayattaki kullanımını öğrenir.

 

ÇOCUĞUN MATEMATİĞE ÖZEL İLGİ DUYDUĞUNU NASIL ANLARSINIZ?

* Eldeki malzemelerle farklı maketleri yapar(uzay gemisi,terminal binası v.b)

* Puzzle, zeka oyunları(sudoku,şekil bulmaca, tangram v.b) farklı oyun ve soruları çözer ya da çözerken farklı bir performans sergiler.

* Bir problemin bilinen çözümünden başka bir çözüm bulur.

* Eldeki verilerle yeni bir problem üretir ve çözümü bulur.

* Sayılarla zihinsel hesaplamalardaki hızı fazladır. 

 

NASIL MATEMATİK ÇALIŞILIR?

* İhtiyaç duyduğunuzda öğretmeninizden ya da bilen bir kişiden yardım isteyin.

* Sadece öğretmeni izleyerek konuyu anlayamayacağınızı unutmayın. Mümkün olduğunca çok örnek çözün.

* Kuralları, formülleri, işlem basamaklarını küçük kartlara yazın. Bu kartlardan birini rastgele çekerek kural veya formül hakkında neler bildiğinizi kontrol edin.

* Bir arkadaşınızla birlikte çalışın.

* Konunun başlığını yazın. Eve geldiğiniz zaman ödev yapmaya başlamadan önce defterinizdeki başlığı renkli bir kalemle çizin.

* İşlem yaparken her basamağın yanına ne yaptığınızı kendi kelimelerinizle tekrar not edin.

 

FEN VE TEKNOLOJİ      

Teknolojik yenilikler büyük bir hızla ilerliyor, fen ve teknolojinin etkilerinin yaşamımızın her alanında belirgin bir şekilde görülüyor. Toplumların geleceği için fen ve teknoloji eğitimi anahtar bir rol oynuyor. Bu nedenle, gelişmiş ülkeler başta olmak üzere bütün toplumlar sürekli olarak bu alandaki eğitiminin kalitesini artırma çabası içinde.

Çocuklar ilk bilgileri nesneleri koklayarak, tadarak, atarak, birbirine vurarak oluşturur. Fiziksel bilgiler arttıkça nesneler arasındaki ilişki kurar ve merak başlar. Bu merak duygusunun eğitimi de fen eğitimi olarak nitelendiriliyor. Doğanın tüm renkleri ışıkları, tatları çocuğu kendisine çeker. Çocuk, kendine içene çeken bu dünya ile yakından ilgilenir. Büyüdükçe  kokladığı havanın, bastığı toprağın, yediği tatların, okşadığı hayvanların bilgisi ile ilk fen eğitimini alır.

 

3-6 YAŞ DÖNEMİ: FEN EĞİTİMİ BU DÖNEMDE BAŞLAR

Çocuklar bu dönemde büyük enerjiye sahiptir. En önemli işleri öğrenmektir. Çevresindeki tüm canlı ve cansız objelerin, algıladığı bütün olayların ne olduğunu sorgularlar. Bu nedenle fen eğitimi okul öncesinden başlamalı. Çünkü bu yaştaki çocuk öğrenmeye meraklı, çevresi ile ilgilidir. Her şeyin ne olduğunu, nasıl olduğunu öğrenmek ister. Bunu anlamak için soru soran bir çocukla birkaç saat geçirmek yeter. Örneğin çocuk dönen topacı, çalan saati, uçan uçurtmayı sorgular.

Top neden zıplıyor, oyuncaklar nasıl hareket ediyor, uçak nasıl uçuyor, televizyona resimler nereden geliyor, bilmek ister. Oyuncakları söker, onların nasıl çalıştığını anlamaya çalışır. Çalışırken saatler geçirirler, incelemekten, araştırmaktan yorulmazlar.

Gözlem ve deney yaptırarak, oyun oynatarak, çevre gezileri düzenleyerek, pazara, seraya, hayvanat bahçesine, çiftlik ve fabrikalara götürerek feni çocuklara yaşatmalı, hissettirmeli. Unutmamak gerekir ki, tabiatla iç içe yaşayan çocuklar, feni daha kolay öğrenir.

Bu dönemde çocuklar gözlemlerinde yanılgı içinde olur. Ancak beş yaşından itibaren çoğu çocuk nesnelerin fiziksel özelliklerine daha az odaklanırken, daha fazla mantıklı çıkarım yapabilir. Örneğin yaş ilerledikçe çocuk şekil değişse de çamur topun kütlesinin aynı kalacağını anlamaya başlar. Ancak bu dönemde çocuk mantık gelişimlerine bağlı olarak hala somut materyallere bağımlıdır. Okul öncesi dönemde eylemlerin ve olayların oluşumlarının birkaç kez tekrarlanarak çocuğa sunulması, çocuğun bazı şeyler değişirken (çamur topun şekli gibi) bazı şeylerin değişmeden aynı kaldığını (çamur topun kütlesi gibi) görmesini sağlar. Bu şekilde çocuğun daha önceki tahminlerini test ederek yeni çıkarımlar yapması, öğrendiklerinin daha kalıcı olmasına neden olur.

 

7-12 YAŞ DÖNEMİ: ÇOCUKLARIN ARAŞTIRICI ÖZELLİKLERİ EN ÜST NOKTADADIR

Bu yaşlarda çocukların araştırıcı özellikleri en üst noktaya çıkar. Meraklarını canlı ve işler tutmakta en önemli rolü okullarda alacağı fen eğitimidir. Bu dönemde okul, çocuğu fenle tanıştırmak ve feni sevdirmekte en önemli rolü üstlenir. Ezberleterek değil, gözlem ve deney yaptırarak, oyun oynatarak, hayvanat bahçesi, seralar, park ve bahçeler gibi alanlara çevre gezileri düzenleyerek; fabrikalara götürerek feni çocuklara yaşatmak, hissettirmek gerekir.

 

FEN ve TEKNOLOJİ ÇOCUĞA NE KAZANDIRIR ?

Fen öğretmenleri, fen eğitiminin çocuğa yaratıcı düşünme becerisi kazandırdığı düşüncesinde. Erekti, fen eğitiminin çocuğa kazandırdıklarını şöyle sıralıyor:

* Dünya'yı, çevresini tanımasına sevmesine katkıda bulunur.

* Fenle çocukta karakter eğitimi daha kolay yapılabilir.

* Çocuğun dili gelişir. Çünkü çocuğun dil gelişimi, yaşadığı, etkileşimde bulunduğu şeylerle daha kolay sağlanır.

* Dili gelişirken çocuk, mantık yürütme becerisi de kazanır.

* Çocukların fen problemini çözme yetenekleri gelişirken, yaratıcılıkları da artar ve çevreleri ile iletişim kurmaları ve hayat problemlerini çözmeleri daha kolay olur ve kendi öğrenmeleri üzerinde kontrol kurabilirler. 

 

AİLELER NE YAPMALI?

Fen eğitimi öncelikle ailede başlar, ilk olarak anne baba tarafından şekillenir. Aileler, çocuğun fene ilgisini arttırmak için şunları yapabilir:

* Çocukların sorgulama, gözlem yapma, test etme ve yorumlama becerilerini geliştirecek çalışmalara yer vermeli. Gün içinde olan olaylar ya da çocukların ilgi odağı olan konular hakkında sorular sormalı, onlardan tahmin yapmalarını istemeli. Örneğin; "Bulutlar niçin hareket eder?","Karıncalar nerede yaşar?"

* Çocuklar dikkatli olarak gözlem yaptıklarında çevrelerindeki dünya hakkında birçok şey öğrenebilir. Gözlem çocukların doğal olayların özelliklerini fark etmelerini sağlar. Bazen çocukların yapraklar, çiçekler, tohumlar gibi doğa ile ilgili birçok şeyi öğrenmeleri için birkaç dakika bile yeterli olabilir. Çocuklar onlara dokunarak, koklayarak, görerek ve çevrelerini dinleyerek doğa hakkında pek çok şey öğrenebilirler. 

* Yapılan gezinin sonunda çocuktan konu ile ilgili bilgilerin resim, grafik veya fotoğraf gibi tekniklerle kayıt edilmesi istenebilir.

* Çocukların, bir deney veya inceleme sonucunda meydana gelebilecek değişimler hakkında düşünmeleri için cesaretlendirilmeli. Onlara değişik materyaller sunumalı ve sorular sorulmalı.

* Çevremizde bulunan nesnelerin özellikleri sallayarak, yuvarlayarak, birbirlerine vurarak gösterilmeli, dokunarak hissettirilmeli ve sesleri dinletilmeli.

* Çocukların, meyve ve sebzeleri keserek, pişirerek basit mutfak deneyleri yapmalarına fırsat verilmeli.

* Ev içinde hava ve su ile ilgili basit deneyleri yapmaları için ortam hazırlamalı.

* Isı, ışık, yansıma konularını günlük hayatta karşılaştıkları şekli ile algılamaları sağlanmalı. 

 

SANAT-SPOR VE MÜZİK

Çocuklar artık 15-20 yıl öncesi gibi sokakta oynamıyor,  büyükanne, büyükbabalarının dizlerinde masallar dinlemiyor, tekerlemelerle söyleyerek koşturmuyorlar. Tek kanallı radyoda dinlediği şarkıyı defalarca dinlemiyorlar. Yetişkinlerin elektronik ve camlar, betonlar arasında sıkışan dünyasına hapsoluyorlar. Oysa çocuklar doğa karşısında duygu düşüncelerini çizgilerle, renkle, sesle, ritmle, hareketle ifade ederler. Duyguların bu eğitimine sanat deniyor. Sanat eğitimi çocuğun düşünce, duygu ve yeteneklerini yaratıcılık güçünü estetik düzeye çıkartıyor.

Sanat ya da güzel sanatlar çocuklarda estetik duyarlılık kazandırıyor, yaşama sevinci oluşturuyor. Sanat eğitimi sanatçı yetiştirmek değil, çocuğu yaratıcılığa yönlendirip, onun bilişsel, duyusal ve duygusal eğitim ihtiyacını karşılamaya yönelik verilir.

Güzel sanatların üç bölümünde yaratıcılığı ele alacağız. Müzik, plastik sanatlar ve sporu inceleyeceğiz. 

 

MÜZİK: İNSANA YAŞAMA SEVİNCİ KATAR

 

Müzik, insana yaşantısında yaşama sevinci katar,  olumlu düşünme ve motivasyon kazandırır, dinlendirir, rahatlatır, açıkçası yaşam kalitesini yükseltir.  Müzik eğitiminin amacı insana,  müziği sevdirmek dışında müzik dinleme, yargılama becerisiyle birlikte insanın beğeni düzeyini yükseltmektir.

Birçok müzik pedagogu (eğitimcisi) müzik eğitiminin dilin öğrenilmesiyle aynı yöntemlere dayandığı konusunda görüş birliğine varıyor. Müzik eğitimine başlama yaşının 4-5 yaşları olduğunu düşünülüyor. Müziğin bebeklikten itibaren önemli bir sağlık sorunu yoksa, her insanda eğitilebilir bir yetenek olduğunu savunuluyor. 

 

AİLELER MÜZİK YETENEĞİNİN GELİŞMESİ İÇİN NE YAPMALI?

Müzisyenler, çocukların müzik duyarlılığının artması için şu önerilerde bulunuyor: 

* Bebeklik döneminden başlayarak çocuklarının değişik seslere karşı ilgi ve tepkilerini gözlemeli. Her sanat eğitiminin başlangıcında olan taklit yöntemi burada da kendini gösterir. Çocuğu, hatta bebeği  ‘a’, ‘e’,’i’ gibi sesleri değişik tonlarda tekrarlayarak taklide yönlendirmeli. 

* Annenin bebeklik döneminde mırıldanacağı basit bir ninninin ileri dönemlerde bebek tarafından karşı seslerle taklit edilmeye çalışıldığı görülür. Daha ileri dönemlerde bebeğin bu basit seslere basit ritmik hareketleri de kattığını gözlemleriz. Çocuk, 1-3 yaş dönemlerinde kısa basit ezgilerin taklidini yapar. Konuşmayı öğrenmeye başladığı bu dönemde müziksel yetenekleri de gözlenebilir.

* Yönlendirmede doğadan sesler, hayvan taklitleri bu dönemde önemli. Uzman yardımı alarak tonal duyum (sesin incelik ve kalınlık farkını algılama) bu dönemde saptanabilir. Tempo, ritm ve melodileri bedenleriyle ifade ederken,uyum ve beceri konusunda da ilerleme kaydederler.

* El kaslarını geliştirmek ve ritim duygusunu güçlendirmek için  taklit yöntemini kullanarak, basit araçlarla (bunlar tencere, tava, kaşık, küçük tahta çubuklar vb)kolay ritim tekrarları yaptırabilir.

* Çocukla birlikte karton, mukavva, jelatin, tarak v.b. gibi çevresindeki malzemeleri kullanarak kolay çalgı yapılabilir. Bu aynı zamanda el becerileri ve plastik sanatlar eğitimini de destekler.

* İmkanların elverdiği ölçüde vurmalı çalgılar çocuğa sunulmalı. Bunlar davul, darbuka, trampet gibi çalgılar olabileceği gibi silafon, metalofon gibi orff çalgıları, değişik çalgı sesleri çıkarabilen elektronik klavyeler de tercih edilebilir.

* Müzik eşliğinde oynanan sayışmalar, tekerlemeler, şarkılı rontlar ve basit danslar kullanarak müziksel eğitime ailede devam etmeli.

* Nitelikli müzikçalarlar dinletilmeli, canlı performanslar izlettirilmeli. Çocuğu bu yönde özendirmeli ve yüreklendirmeli. 

 

OKULLAR NE YAPMALI?

Çalgı eğitimi anaokulu, ilköğretim düzeyinde başlatılmalı. İlköğretim 1 ve 2’nci sınıflarda müzik müfredat programı dışında isteyen ve yönlendirilen öğrenciler bireysel çalgı eğitimine geçmeli. Bu çocuklara daha çok keman, piyano eğitimi verilir.

İlköğretim 3 ,4 ve 5’nci sınıflarda ise müzik derslerinde çalgı eğitimine geçilmeli, sınıf çalgısı olarak blok flüt, orff çalgıları bireysel söyleme ve koro olmak üzere eğitim yürütülmeli. Daha önce başlatılan bireysel çalgı eğitimine klasik gitar dersleri de eklenebilir.

5'nci sınıftan itibaren 6-7-8'ncı sınıflarında bireysel çalgı eğitimi (piyano, keman, viyola, klasik gitar) eğitimi devam etmeli. Bunlara ek olarak müzikal çalışmaları, popüler müzik orkestrası çalışmaları, orff çalgıları-keman-gitar-blok flüt orkestrası, şan dersleri de verilmeli. 

 

PLASTİK SANATLAR  EĞİTİMİ

Yaratıcılığın gelişmesinde, çeşitli becerilerin oluşturulmasında, estetik duyarlılığın gelişmesinde sanat eğitiminin önemi büyük. Yaratıcılık sadece doğuştan yetenekli kişilereözgü bir davranış değil. Aile, çevre ve çeşitli araç-gereçler, madde olanakları ile geliştirilir.

Sanat çalışmaları ; çocuğu sanat ve estetik yönden eğitir, ona bir görüş ve ve seziş kazandırır, yaratıcılığını geliştirir.

Evde ve okulda çocuğa sanat eğitimi verirken onu usandıracak sabırsızlıklardan kaçınarak duygusal ve geleneksel kültürümüzü de küçümsemeden olumlu yaklaşımlarla bulunmalı. Çok çeşitli boyalar, kalemler,  fırçalar ve her renk kağıtların yanında,kil çamur- cam- tel-çeşitli kartonlar-ytong vb. malzemeleri kullanarak plastik sanatların çalışmaları yapılmalı. 

 

ÇOCUKLARIN ÇİZGİ GELİŞİM BASAMAKLARI

Resim öğretmenleri, çocuklardaki çizgi gelişim basamaklarını şöyle sıralıyor:

KARALAMA DEVRİ (1,5-2 yaş): Çocuk, bilinçli çizmez. Herhangi bir araçla oyun isteğinden kaynaklanan karalamalar yapar. Omuz ve kol hareketleri ile yapılan “kırık” çizgiler, zamanla parmak ve bilek hareketleri ile yapılan eğri çizilere oradan da noktalamalar ve yuvarlak şekillere dönüşür.  Bu dönemde çocuklara çizmesi için gerekli araçlar, ve çeşitli yüzeyler sunmalı.

İSTEME DEVRİ 3 YAŞ: Çocuk ilk kez isteyerek resim yapar. Bu devrede çizilen resimler hiç bir şeye benzemez. Ama çocuk için her çizdiği şeyin bir anlamı vardır. Çocuğun duygularını anlamak için doğru sorular sormalı. Bu yaşta resmi tamamlama sabırları yoktur. 

İLK SEMBOL DEVRİ 4 YAŞ: Karalama yapan çocuk, bazı şekilleri kendine mal eder ve sembol olarak dışarıya aktarır. Bu semboller de genellikle ilk önce insan resimleridir. Yeni öğrendiği ve önem verdiği şeyi sembol olarak çizer. Hikaye kitapları ve masal kahramanlarından yola çıkarak ve onları dramatize etmeleri için çocuktan resim yapması istenebilir. Çizgi ve boya malzemeleri serbest olmalı.

ŞEMATİK ANLATIM DEVRİ 5-6 YAŞ: Çizmek istediği şekilleri detayları atarak, şematik ifadeler kullanır. Bu devrede sevmedikleri olumsuz konuları boyarken koyu renkler kullanır, sevdikleri kişileri çalışırken kırmızı turuncu  gibi sıcak renklerle ifade eder. Çizdiği veya boyadığı insan veya hayvan resimleri ise bacak ve kolların yerini sormalı.

SOMUT İŞLEM DEVRİ 7-8 YAŞ. Çizgisel anlatım yerini yüzeysel anlatıma bırakır. İnsan resimlerinde vücut parçaları yerli yerine konur. Her eşya kendi rengine boyanır, ağaçların toprak altında kökleri bile ifade edebilir. Bu yaşta çocuğa “istediğin resmi yap” denmez.  Konu ve masal içinde ve teatral biçimde sunarak resim çalışması sağlanmalı, çocuğu düşünmeye, kıyaslamaya sevk edecek şekilde önerilmeler yapılabilir.

PERSPEKTİF DEVİR 9-10 YAŞ: Bu devirde çocuklar manzara resim yapmaya meyillidir. Mekan fikri gelişmiştir. Uzaktaki cisimler küçük, yakındakileri büyüktür. Yollar ve dereler incelerek uzanır.  Çeşitli ve çağdaş kalem ve boya malzemeleri ile çocuğu buluşturmalı..

GERÇEKÇİ DEVİR 11-13 YAŞ: Her şeyi eleştirici bir gözle değerlendirir. Kendi yaptıklarını da beğenmezler. Bu dönemde öğretmen önem kazanır. Ancak anne ve baba gezip gördükleri yerlerde müzeleri , galerileri gezdirip, görsel duyarlığı zenginleştirmeli. 

 

YARATICILIĞI GELİŞTİRECEK SANAT ÇALIŞMALARI NELER?

Kil ve çamur çalışmaları: Seramik heykel çalışmalarına giden yolda ele alınmalı. Kil ve çamur, çocuğun her iki elini  zevkle kullanmasını sağlar. Çocuk tüm duygularını kil üzerinden anlatabilir. Yaptığı şeyi bozup, tekrar yapacağı için araştırma yapabilir.

Kağıt işleri. Her renk ve cins kağıtla geniş çalışma olanağı sağlanabilir. Katlayarak, kıvırarak, keserek, bükerek,yapıştırarak birçok biçim, şekil çıkarıp matematiksel ve ritimsel çalışmalar yapabilir. Özellikle 6 yaşından sonra kare, üçgen daire vs. gibi geometrik formlarla bir şekil yapılması önerilir. İki boyotlu kağıdı üç boyutlu hale getiren çocuk bundan zevk alır. 

Baskı çalışmaları: Patates, soğan, sünger, yaprak, havuç oluklu mukavva gibi nesnelerden yaralanıp,  boyayıp kağıt üzerine baskı yapabilir.

Doku ve dokuma çalışmaları: Saz, çavdar sapı , çeşitli kalınlıktaki ipler, ince kesilmiş kağıtlar, rafyalar vs. kullanarak tekstil işleri yapılabilir. Örgü dokuma işlemi basit tezgahlarla hazırlanabilir. 

Taş ve maden işleri: Yazlık, bağ bahçe veya yayla gibi ortamlarda alet kullanarak çalışma çocuğun güvenini geliştirir ve düşünerek iş yapma olanağı sağlar.  Çocuk, telleri bükerek ekleyerek süs eşyası yapabilir. 

 

SPOR YA DA HAREKET EĞİTİMİ

Bir çok bilinçli  anne ve baba, çocuğunun, bir spor dalında başarılı ve etkili, olmasını ister.  Aslında her çocuk yaratıcı ve kendine özgü yetenekleri ile doğar. Ancak bu yaratıcı yönlerini ve yeteneklerini, kendilerine tanınan fırsatlar doğrultusunda  geliştirebilirler. 

Çocuk öğrenmeye, önce aile ortamında başlar. Okul ortamında öğrendikleri şekillenmeye ve anlam kazanmaya devam eder. Çocuk için en güzel öğrenme oyun ortamındaki öğrenmedir. Oyunlarda, sosyalleşmeyi, paylaşmayı ve takım ruhunu öğrenir. Oysaki, şimdi çocuklar sokak oyunlarından mahrum büyüyor. Çevredeki küçücük bir böceğin hareketlerini gözlemlemiyor, hayvan taklitlerinin sporda dahi kullanıldığının farkına varamıyor. 

 

AİLELER SPOR EĞİTİMİ İÇİN NELER YAPABİLİR?

Beden Eğitimi öğretmenleri, ailelere çocukların hareket eğitimi için şu önerilerde bulunuyor:

* Her çocuğun okul öncesi(4-5-6 yaş) dönemde, doğru spor alt yapısını oluşturması için, en az bir yıl cimnastik eğitimi almalı, ilgi ve isteğine göre bunu yüzme ile devam ettirmeli.

* Cimnastik çocuğun vücudunu tanımasını, yapabileceklerinin farkına varmasını ve böylece kendini  ifade etme şansı yakalayarak, mutlu olmasını sağlar. Vücudunu tanıyan ve onu doğru kullanan her çocuk ilerde bir değil, birçok spor branşında başarılı ve etkili olur.

* Çocuğun cimnastik imkanını yoksa, evdeki koltuktan aşağıya atlamasını(gereken önlemleri alarak ve izleyerek), koltukların eskime ihtimalini düşünmeden, koltuğun tepesine tırmanmasını, komşular rahatsız olur kaygısı ile onların kapı pervazlarına sıçramasını engellememeliyiz.

* Çocuğun okul öncesi çağında,(4,5 ve 6 yaş) elinin altında daima bir balonu olmalı ve onu annesi babası ile paylaşabilmeli. Anne babaların, çocukları ile ilk spor paylaşımları, ancak bu kadar rahat ve keyifli olabilir. Çünkü ailece oturduğunuz yerden, zahmetsizce, çocuğunuzla voleybol oynamanın keyfine varabilirsiniz. Balon çok geç yere düşeceğinden, çocuk topa vurabilmede zamanlamayı başarabilecek ve topu size ulaştırdığını görerek, başarma duygusu ve motivasyonu arttırır.  El göz koordinasyonu ve hedef çalışmalarının gelişimini ilk siz çocuğunuza kazandırmış olursunuz. 

* Balon çalışması iköğretim 1-2 ve 3’ncü sınıflarda deniz topu ile devam ettirilebilir. Deniz topu balona göre biraz daha hızlı yere düşer. Ama çocuk büyüdüğü için, topa vurma zamanını ayarlayabilir ve bu alandaki becerileri hızla gelişir.

* Çocuğunuz 4 ve 5’nci  sınıfta iken artık plastik top (hatta deri top) kullanmaya başlayabilir ve çok daha rahat, keyifli voleybol oynadığınızı görebilirsiniz. 

* Her çocuğun atlamaya zıplamaya ve özellikle de tırmanmaya ihtiyacı var. İp atlamanın önemli bir koordinasyon çalışması olduğunu unutmamalı ve ne kadar keyifli bir oyun olduğunu hatırlayarak bu imkanı çocuklarımıza da tanımalıyız. Lütfen, ipsiz ve topsuz bir ev kalmasın lütfen. 

 

OKULUN YAPABİLECEKLERİ

* Eğitimciler, her çocuğa farklı yetenekleri olduğunu ve geliştirebilecekleri davranışları bulunduğunu hissettirmeli  (Örn: Cimnastikte düz takla atamayan öğrencinin, bu çalışmadan kazandığı ritm duygusu ve koordinasyon, denge ile müzikte ya da matematikte neler yapabileceğinin farkına varması sağlanmalı).

* Öğretmen, öğrencinin hedeflenen hareketi yanlış yaptığını söylemesi yerine kabul edici ve hareketi düzeltici bir tavır takınması öğrencinin öğrenmeye olan motivasyonunu arttırır.

* Öğrencinin kendini ifade edebilmesine olanak sağlamalı ve öğrenme motivasyonunu artırmalı. ( Örn: Yine takla atamayan öğrencinin vücudunu doğru kullanarak başka şekiller ya da başka oyunlar oynayabileceği hissettirilmeli) Çünkü amaç sadece öğrencinin motor gelişimi üzerinde değil, onun bilişsel ve duyuşsal gelişimi üzerine de hareket etmektir.

* Okullarda çocukların sadece akademik ağırlıklı çalışmalarını değil, onların yeteneklerini, hobilerini gösterebilecekleri ve geliştirebilecekleri zaman dilimlerinin oluşturulması gerekir. Etkinlik ya da aktivite saati gibi. Böylece okulun ve öğrencilerin kendi yeteneklerini keşfetmeleri ve doğru yönlendirilmeleri sağlanır. 

Doğru ve güzel Türkçe diğer dillerin öğrenmesine açılan kapıdır

Bedri Rahmi Eyüboğlu ‘Üç Dil’ adlı şiirinde: 

"En azından üç dil bileceksin",

"En azından üç dilde düşünüp, rüya göreceksin" derken, yabancı dil öğrenmenin ne kadar önemli bir konu olduğunu dizeleriyle hatırlatıyor.

"Dil eğitimi ne zaman başlamalı, nasıl olmalı ve ebeveynler bu konuda nasıl bilinçlenmeli ve hangi yolları takip etmeli?"  Bu soruların yanıtlarını öğrenmek için aileler uzmanları kapısını çalıyor, birbirinden bu sorunun cevabını almaya çalışıyor.

Bazı çocukların yabancı dili öğrenme istekleri diğerlerine göre fazla olabilir. Müzik kulağına sahip çocuklar dilin ritmini yakalayarak, duyduklarını kolaylıkla  tekrar ederler. Yeni öğrendiğini daha uzun süreli hafızada tutabilme becerisine sahip olanlar yabancı dili öğrenmeye daha yatkın olur. Sosyal becerileri diğerlerine göre daha gelişmiş çocuklar, yabancı dili korkusuzca kullanabilme becerisine sahiptirler. 

 

ÇOCUĞUNUZ YABANCI DİLE YATKIN MI?

Kendi dilini iyi kullanamayan bir çocuk, yabancı dili öğrenmekte zorluk çeker. Doğru ve güzel Türkçe diğer tüm dillerin kolay öğrenmesine açılan kapıdır.

* Öğrendiği tekerlemeleri, şarkıları rahatlıkla tekrarlıyorsa

* Bir nesnenin başka dildeki adını merak ediyorsa

* Yanlış yapmaktan korkmuyorsa çocuğunuz ileride iyi bir yabancı dil öğrencisi olur. Bunun için okulda öğrendiklerini sizinle paylaşmasına onu zorlamadan, sıkmadan zaman ayırın. 

 

DİL ÖĞRENME EVRELERİ

3-5 yaş grubu: Çoğunlukla yaparak öğrenir. Hızlı öğrendiği gibi hızlı da unutur. Bu nedenle öğrendiklerini sürekli pekiştirme ve tekrarlamaya ihtiyaç duyar. Bu dönemde öğrenmekten çok edinmek ön planda olur. Çocuk neden ve nasılı sorgulamadan duyduğunu tekrarlar. Tekrarladıklarının gerçek yaşamda somut karşılığını gördüğü sürece söylediklerine anlam yükler. Tıpkı Türkçede olduğu gibi “sözlü kültür gelenekleri” yabancı dilin ediniminde büyük rol oynar. “Anlamaz”, “seviyesinin üstünde” mantığı ile yaklaşım öğrencinin dil kazanımını engeller. Öğrendiklerinin nedenini ve nasılını sorgulamadığı bu dönemin avantajını mümkün olduğunca kullanmakta yarar var. Daha sonraki dönemlerinde kulak alışkanlığını daha kalıcı hale getirir. Çocuğun duyarak ve konuşarak dili kazandığı bir dönemdir. Masal dünyasına isteyerek girdiği, parlak renklerden hoşlandığı, çizgi film karakterleriyle tanıştığı bu zaman diliminde evde bazı kanalların çocuk programlarının İngilizce izlenmesi (çocukla birlikte) yararlı olabilir. Ancak anne-baba izlediklerini anlayıp anlamadığı konusunda çocuğu sorguya çekmemeli. Çocuk paylaşmak isterse zaten bunu yapar.

6-10 yaş grubu : Öğrenmenin ve çalışmanın  farklı bir beceri olduğunun farkına vardığı bir dönem. Ama hala detaylarda kaybolmaktan rahatsızlık duyar. Farklı öğrenme stilleri ortaya çıkmaya başlar. Motor becerileri gelişmeye başlar. Özellikle okuma-yazmaya başladığı dönemde, okulun yabancı dil eğitimine yaklaşımı büyük rol oynar. Okuldaki programın başlangıcı, harflerin sesleriyle okumayı öğretmek olmalıdır ki, tekerlemeler, şarkılar, oyunlar doğru telaffuzla öğrenilebilsin. Bu yaşlarda edinilen telaffuz, daha sonraki yaşlarda çok zor değiştirilebilir. Özellikle ileriki yaşlarda yurt dışında okuma olanağı bulamayacak öğrenciler için bu önemli bir farklılıktır. Öğrenci Türkçe ve yabancı dilde okuma yazmayı aynı anda rahatlıkla öğrenebilir. Artık okulun, evin ve ailenin dışındaki dünyanın farkına varmaya başlamıştır. Daha uzun süreli odaklanma mümkündür. Ancak yapılan çalışmalarda çeşitlilik ve hızlılık ister. Utanma duygusunun fazla olduğu bir dönem olduğundan yanlış yapmaktan çekinir. Buradaki herhangi yanlış bir yaklaşım, gereksiz bir zorlama  ya da doğallıktan uzaklaşma, çocuğun hayatı boyunca yabancı dilden uzaklaşmasına neden olabilir. Bu nedenle hem anne-baba, hem de öğretmenler kendi hırslarından uzakta, mümkün olduğunca doğal bir ortamda, yanlışın kabul edilebilirliğine inandırarak çocuğun yabancı dil edinimini güçlendirebilirler. Yazmak ve okumak, dinlemek ve konuşmak kadar önemli beceriler olmuştur. Okulun doğru kaynakları kullanarak, çok iyi bir  okuma-yazma programı benimsemesi, çocuğun üniversite yaşamında yansımasını gösterecektir.

11-14 yaş grubu: Sadece yaparak değil farklı yollarla öğretime gerek duyulduğu zamandır. Nedeni ve nasılı sorgulamaya başlar. Analiz becerisi oluşmaya başlar. Dilbilgisinin öğretilmesinin gerekliliği de bu dönemde başlar. Edinimler, doğru dilbilgisi kullanımıyla ürüne dönüşmeye başlar. Eleştirel hatta şikayete yatkın olduğu bu dönemde isteğinin kırılmaması gerekir. Masal dünyasından gerçek dünyaya adım atarken, sosyal becerilerinde yavaşlama görülür. Anne-babadan gelecek sürekli sorgulama ya da yabancı dili bilirliğini ölçme, çocuğun öğrenmesini yavaşlatabilir, bu konuda içine kapanmasına neden olabilir. Okuldaki program bu özellikler göz önünde bulundurularak hazırlanır ve anne-babayla iletişim sürekli olursa, yaptıklarının çocukça olmadığı inancı güçlendirilebilir. Bu dönemde öğrencinin farklı becerilerde başarı gösterdiği gözlemlenir. Bu nedenle tek tip sınavlar öğrencinin başarısını tam olarak göstermez.Bu sınavlarda alınan notlar başarısızlık duygusunun artmasına ve dolayısıyla da dilden soğumasına neden olacağından, ölçme değerlendirmenin okullarda çeşitlilik göstermesi gerekir. Her beceri farklı bir değerlendirme içine alınmalıdır.

Çocuğunuzun sizinle öğrendiği yabancı dili konuşmak istememesi, o dili öğrenmediğini göstermez. Sadece onun için bu durum doğal değildir. Olanağınız varsa, o dili kullanması için doğal ortam yaratın. Bakın sizi nasıl şaşırtacak! 

 

DİL GELİŞİMİ VE TÜRKÇE ÖĞRENİMİ

Çocuğun dil gelişimi sıfır yaşta başlar. Duyma ile birlikte dil gelişimi başlayan çocuk sesleri anlamlandırmayı daha sonra başarır. Bebek önce etrafındaki sesleri dinler,  bu sesleri zamanla taklit etmeye başlar. Ardından konuşma süreci ile dil gelişimi devam eder. 

Aslında eskilerin “sözlü kültür gelenekleri” bebeklikte ve erken yaş çocukluk döneminde sözel dilsel zekâ gelişimi için en mükemmel ortamları oluşturuyordu. Annenin bebeğini uyutmak için söylediği ninniler, büyüklerin çocukları oyalamak için anlattıkları masallar, çocukları oynatmak amaçlı söyletilen tekerlemeler, sorulan bilmeceler çocukların sözel-dilsel zekâları için birebir etkili unsurlardı.

Günümüzde büyükşehirde yaşayan anne babalara, çocuğa bakan kişilere (bakıcı ya da bir ebeveyne) çok iş düşüyor. Bebekleri ya da çocukları televizyon karşısında bırakarak oyalamak, onların dil gelişimine zarar vermek demektir. 

Dil gelişimi için şunlar yapılabilir: 

 

AİLELER NE YAPABİLİR?

* Bir veya birkaç ninni öğrenerek çocuğunuzun bebeklik dönemini kendi sesinizle, çocuğunuzla iletişim kurarak geçirebilirsiniz.

* Çocukluk döneminde ona bazı akşamlar masal anlatmak çocuğunuzun çok hoşuna gider.

* Masal başlarındaki tekerlemeler tüm çocukların en sevdiği kısımlardır. Sakın o kısımları atlamayın. Masal içinde geleneklerimizin olmasına önem verin; deyimler ve atasözleri, bazı kalıplaşmış halk söyleyişleri dil gelişimi için anahtar unsurlardır. Bunların anlamları üzerine konuşmak çocuğunuzun dilin soyut alanlarını kavramasına yardımcı olacaktır.

* Masal anlatırken ses tonunuzla ve bazı önemli sahnelerde bekleme yapmanızla çocuğunuzu heyecanlandırın ve onun da masaldaki olaylar hakkında tahminlerde bulunmasına izin verin. Böylece ona yorum gücü katmış olursunuz.

* Eğer çocuğunuz okuma yazma bilir yaştaysa masalları ya da öyküleri birlikte okuyun. Bu sayede ona akıcı bir okuma kazandırırsınız. Hatta okuma yaparken küçük canlandırmaların da yapılmasına izin verin. Kahramanlardan birinin rolüne girmek aslında çocuğunuz için oldukça da eğlenceli gelecektir.

* Birbirinize bilmeceler sorun, aile içinde bazı zamanlar bilmece yarışmaları düzenleyin. Sözel dilsel ve mantıksal matematiksel düşünme becerilerinin bu sayede kaynaşmasına izin verin.

* Tekerlemeleri tek nefeste hiç takılmadan söyleyebilme mahareti aslında iyi bir diksiyonun da ön koşuludur. Zira dil yeteneğinin bir parçası da doğru söyleyiştir. Yarışmacı ruha sahip bir çocuğunuz varsa tekerleme söyleme yarışmaları hazırlamak, sonuna da küçük ödüller belirlemek size ve çocuğunuza harika zamanlar geçirtecektir. Bu sayede çocuğunuz anadilini daha akıcı kullanabilecektir. 

 

OKULLAR NE YAPMALI?

İlk dil eğitimini ailede alan çocuğun ikinci durağı okul. Okulların yapması gerekenler şunlar:

* Okuma alışkanlığı için çocuğu özendirmeli, motive etmeli

* Okunacak materyallere okul içinde kolayca ulaşabilmeli

* Öğrencilerin sözlü ifadesi, vurgusu, tonlaması, vücut duruşu gibi dilin diğer sözel becerileri üzerinde özel uygulamalar yürütmeli

* Tüm sanat dalları için anadili eğitimi içinde  bir yaklaşım geliştirmiş olmalı. Örneğin özellikle ilköğretimin son yıllarında öğrencilerinin bir sanat eseri üzerine (şiir, öykü, roman, şarkı, resim, heykel, grafik, sinema....vb) söz söyleyebilmeli, eleştiri yazabilmedir.

* Öğrencilerin özellikle düşünme-yorumlama-ifade etme becerisi üzerinde durulmalı.

* Öğrencileri farklı yayın ve yazarlarla buluşturabilmeli, kendi ihtiyacına göre fuar organizasyonları düzenleyebilmeli. Böylece okuduğu kitapların yazarlarıyla şöyleşi yapma şansı yakalayan çocuk,  hem toplu etkinlik alanlarını kullanma becerisini kazanır, hem de bir kitabın görülmeyen öyküsüyle buluşur. 

 

ÇOCUĞUN DİL YETENEĞİ NASIL ANLAŞILIR?

* Anlamını henüz bilmediği sözcükleri hemen fark eder ve öğrenmek ister. Bu sözcükleri günlük yaşantısı içinde bir şekilde kullanmaya çabalar ve büyük çoğunlukla da anlamı doğru olacak şekilde bunu başarabilir.

* Sözün kendi içindeki anlamlarını da görebilir. Bir sözcüğü bilindik anlamı dışında da kullanılsa bu anlamı da sözün kendi bağlamından kavrayabilir.

* Kullandığı sözcük sayısı oldukça zengindir.

* Okuduğu farklı kaynaklardan edindiklerini referans göstererek karşısındakine  bir konuda bilgi verirken aktarabilir. Bunun için özel bir çaba sarf etmesine gerek yoktur.

* Kurduğu cümleler yaşına göre daha karmaşıktır.

* Bir konuya farklı bakış açıları geliştirebilir: Tezler karşısında ürettiği anti-tezler oldukça gelişmiş düzeydedir.

* Bir konu hakkında görüş sunarken irdeleyici yaklaşır.

* Kendisini çok yönlü ifade edebilir. Bu konuda sıkıntı yaşamaz.

Kaynak:Hürriyet Eğitim Haber Merkezi

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
4320 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Atatürk Köşesi
Saat
Okul bahçesinde piknik
Hava Durumu
Anlık
Yarın
24° 32° 16°
e - okul
Veli Bilgilendirme Sistemi
TEMA
Vahşi Web Ormanı

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam42
Toplam Ziyaret119460
Takvim